20 Eylül 2015 Pazar

Son İstanbulspor Taraftarı Kenan Özvaran

Sarı-siyah tutkusunun izini “tek başına” sürerken Kenan'ın başına gelenler yalnızca dinleyeni iyi hissettiren bir insan hikayesi değil, ülke futbol iklimini dönüştürecek kadar ilham verici bir dönem tanıklığı oluşturuyor.

Sarının Üzerine Siyah

1926’da İstanbul Erkek Lisesi öğrencileri tarafından kurulan kulüp ülke futbolunun emekleme yıllarında İstanbul Ligi’nin önemli figürlerinden olmuş, profesyonel ligin asil üyeleri arasında yer almıştı. Ancak sarı-siyahlılar yetmişli yıllarla birlikte futbol hiyerarşisinin üst basamaklarında tutunmakta güçlük çekmeye başladı. Doksanlarda Cem Uzan’ın yönetimi ele almasıyla birlikte İstanbulspor, şirketleşme adımını atan ilk kulüplerden biri oldu. Bu sert geçişin kötü sonuçları çok geçmeden zuhur edecekti, ancak takımın “İstanbul’un dördüncü büyüğü” olarak sahneye yeniden çıkışı İEL mezunu bir babanın çocuğu olan Kenan Özvaran’ın ilgisini çekmeye yetmişti.
Bayrampaşa’dan Kadıköy’e, Dolmabahçe’den Güngören’e göçebe olarak Süper Lig yolculuğunu sürdüren İstanbulspor’un tek eksiği stadyum değildi. Sermayenin girişiyle lise bağları gitgide incelen, ziyaret ettiği şehirlerde 50-100 kişilik taraftar grupları yaratsa da pek de bir aidiyet duygusuna rastlayamayan takım dördüncü büyük olma düşüncelerinden vazgeçmiş, üst ligde barınmaya çalışıyordu. Uzan Grubu şirketlerine TMSF tarafından el konduğunda işler daha da kötüleşecekti.
Tüm bu devinim sırasında Kenan için formadaki sarı-siyahı görmek tek başına yeterliydi. Oyuncular değişti, takıma ev sahipliği yapan semtler de öyle... 2004-05 sezonunda Boğalar kümede kalmayı bu kez başaramadı, küme düştükçe gidilen deplasmanlar da başkalaşıma uğradı. Ancak seremoni öncesinde futbolcular kafalarını deplasman tribününe doğru ümitsizce çevirdiklerinde gördükleri suret değişmedi: Kenan oradaydı. Bayram sabahı ailesini Avrupa yakasına uğurlayıp Harem’de Kırşehir’e otobüs aramaya koyulmuş olabilirdi. Belki de öğrenimi için gittiği ABD’den yarıyıl tatili için dönüş yapmış, evdekileri ikna edemeyeceğini bildiği için İstanbul’u transit geçmiş ve ‘jet lag’ dinlemeden oraya, maçın oynanacağı İskenderun’daki stada varmıştı. Takımın eskileri, yenilerine bu hikayeleri anlatır dururdu. Ama oraya nasıl geldiğinin pek de önemi yoktu; takım yalnız kalmamalıydı ve temsiliyet mühimdi. Kulaktan kulağa yayılan tek kişilik deplasman tribünü mesafe dinlemiyordu, küme düşmek veya kümede kalmak ufak bir ayrıntıdan ibaretti.
Fikstüre göre kurgulanan bir yaşamı, özellikle de söz konusu İstanbulspor gibi “sahipsiz” bir kulüp iken, anlamlandırmakta güçlük çekenleri bir gün ikna etmekti Kenan’ın asıl derdi. Birkaç kişinin daha hakim taraftarlık algısını, futbol seyretme kültürünü sorgulamasına vesile olmak.
Birkaç sene önce İstanbul Erkek Lisesi mezunlarının şirketten bağımsız yeni bir İstanbulspor kurmaları ve camianın desteğiyle amatör liglerden yeniden yükselişe başlamaları ile Kenan’dan bir karar vermesi beklendi. Glazer yönetimi sonrası taraftarların kurduğu ve demokratik olarak yönettiği FC United of Manchester’dan ilham alan şu ünlü sahnedeki gibi hangi masada oturacağını seçecekti. Kenan ise kendini böyle bir seçim yapmak zorunda hissetmedi, kararı iki takımı da kucaklamak oldu.
2010-11 sezonunda İstanbulspor Derneği’nin takımı penaltılar sonucunda Bölgesel Amatör Lig’e adını yazdırdığında tribündeydi, yine lisenin desteğiyle yaşayan basketbol ve voleybol takımlarını desteklemekten de hiç vazgeçmedi. Ancak geçtiğimiz hafta beş yıl aradan sonra 2. Lig’e geri dönüş yapan İstanbulspor A.Ş. için Zonguldak ve Çorum deplasmanlarına gitmemesi de düşünülemezdi. Başkanlığı boyunca Kenan’a her zaman destek ve sevgisini gösteren Ömer Sarıalioğlu’nun vefatı sonrası belki de ilk kez skor tabelasında yazan rakamları bu kadar çok önemsiyordu. Kenan geçtiğimiz ay içerisindeki bu play-off macerasını “İstanbulspor ile ortak tarihimde gördüğüm tek başarı” olarak niteliyor.
Kenan’ın İstanbulspor tribünlerindeki yolculuğuna devam etmesini ve burada futbolu onun gibi seven yeni yol arkadaşları edinmesini ümit ediyoruz.

*Alıntıdır.

0 yorum:

Yorum Gönder