9 Haziran 2015 Salı

02.04.2008


Fenerbahçeli liseli gençlerin okul üniformasının altında Fenerbahçe formasıyla Dereağzı tesislerine gelip destek verdiği günlerin sonuydu, İstanbul, Fenerbahçe Cumhuriyeti'nin başkentiydi.. O günlerde ülkede konuşulan tek şey ''Fenerbahçe v Chelsea!''. Düşünsenize, dünya devine karşı bir umudumuz var, bu maçtan alınacak avantaj bizi yarı finale götürebilirdi, kimse inanmıyordu ama içten içe herkes umut ediyordu çünkü biz ''Fenerbahçe''idik.

 Türkiye diyordu ki; Fenerbahçe, ManU ve Barcelona arasından güzel bir kura çekti, sıra galibiyette! Tabi bunlara kendileri de inanmıyordu. Sadece umut tacirliği gazetelerin en baş göreviydi o kadar.


Tüm Türkiye bu maça kitlenmişti. Gün geldi, tarih 2 Nisan 2008. Fenerbahçe, tarihinin en önemli maçlarından birine çıkacaktı, ve çıktı. Hayat duracaktı, durdu.


Bir yandan koskoca Chelsea'nın gücünün tedirginliği, diğer yandan Kazım, Alex, Deivid, Uğur Boral vs. gibi isimlerin yakaladığı sinerjiye güven vardı. Duygular karışıktı.


Takımlar sahaya çıktığında Okul Açık tribünündeki 'Avrupa'nın Üstünde Yükselen Güneş' adlı koreografi tüyleri diken ederken, kalpleri durdurdu.


Maç başladı, inancımız tamdı. Dakika 13, Deivid kendi kalesine gol atarken babamın küfürleri kulağımı sağır ediyordu. Pes etmek yoktu, geçen aylarda bu takım geriden gelip Sevilla'yı def etmişti. Dakika 63, Kazım savunma arkasına müthiş bir koşu yaptı Carlo Cudicini'yi çaresiz bırakan bir vuruşuyla 4 kişilik çekirdek ailemizi ve tüm Türkiye'yi sevindirdi, mutluluk buydu, ''mutluluk''. Bu bir rüyaydı, biraz umutlu, biraz tedirgin, biraz korkunç, biraz mutlu. Ama rüyaydı.


Dakika 80 oldu, muhteşem an o andı. Sağ kanada süzülen topu Önder Turacı orta alana doğru, sezon başından beri yana oynamakla suçlanılan Maldonado'ya yolladı. Ama o bu sefer akıllanmış, ileri oynadı... Önünde sezonun en iyisi Deivid vardı, attı pası. Kuşkusuz, rüyanın en müthiş kısmıydı. Minicik tüplü televizyonumuzdan yükselen ''Allah'ım gole baaaak!'' sesleri ile ayağa fırlayıp sevinçten ağlarken televizyonu öpüyordum...


Fenerbahçe yeniden dirildi, rüyaydı ama zevkliydi. Umutlarımız tazelendi.


Bu rüya bitmemişti... Bitmemeliydi, en azından haftaya kadar.


-Melik Murat Dere

0 yorum:

Yorum Gönder